|
Turhan
USLU(")
|
|
Günümüzde elektrik enerjisi elde edilebile-cek kaynaklar;
|
|
(*)
Makalenin devami 378. sayimizda yaymlanacaktir.
Bu makala
"Altematif Enerji Kaynaklari Toplantisi" tebligler kita-binda yayınlanmıştır. (Ören-1990)
|
|
|
Türkiye'deki
kömüre
dayalı termik
santrallar,
çevreyi
olumsuz etkileyen faktörleri ve
yarattığı
çevre sorunları (*)
Bu çalışmada, Türkiye'deki
kömiire dayaılı toplam 15 termik sdntralın (13'ü çalışmakta ve 2'si inşa ha-linde)
karakteristikleri, bulunduklan il ve bölgeler, çevreyi olumsuz etkileyen 16
faktörii ve çevresinde yarattığı 17 çevre sorunu örnekler verilerek
an-latılmaktadır. Çalışmanın sonunda, Turkiye'de kömürlü termik
santrallar konusunda yapılan yanlışlıklar, bu konularda yapılmasi gereken ve bu önlemler ahnmazsa
gelecekte nelerin olabileceğinin tartışması yapılmaktadır.
In this article, the
characteristics of 15 thermal power plants (13 power plants have
been working, 2 have being constructed) depending on coal, their regions,
16 factors effecting the environment negatively and 17 enviroment problems
have been stated by using examples. By this work, it has been discussed that the faults on
Turkey's thermal power plants (depending on coal), the
requirements and precautions on this subject and what will happen in future if these precautions
are not applied.
1. Akarsular, 2. Kömür (linyit ve taş kömürü), 3. Doğal gaz, 4. Petrol ürünleri
(fuel-oil ve motorin), 5. Jeotermal
Turkiye'de yararlanılmayan elektrik enerjisi kay-nakları;
6. Nükleer (fission ve fusion), 7. Rüzgar, 8. Güneş, 9. Denizlerdeki gelgit, 10. Hidrojen
enerjisidir. Türkiye kıyılarında gelgit olayı çok az olduğu için
yararlanamayacağımız bir alternatif enerji
kaynağıdır. Bu enerji kaynaklarından nükleer, kömur
ve petrol ürünleri riskleri fazla olan enerji kaynaklarıdır.
Türkiye Elektrik Kurumu'nun 1970 yılındaki ku-ruluşundan beri Türkiye'de
yalnızca 1981 yılında toplam elektrik enerjisi üretimi içinde hidrolik elektrik
enerjisinin payı % 51.1 olmuş, bunun dışında sürekli olarak termik elektrik
enerji üretimi hidrolik elektrik enerjisi
üretiminden fazla olmuştur. Hidrolik elektrik enerji üretiminin toplam elektrik enerjisi üretimi içinde payının en az olduğu yıl % 21.0 ile 1973 yılıdır. 1989 Ağustos sonu itibariyle toplam elektrik enerjisi
üretiminin % 58'i termik ve % 42'si hidroliktir. 1991 programına göre toplam
elektrik enerjisi üretiminin % 63.1'i termik
ve % 36.9'u hidrolik olacaktır.
Böylece Türkiye giderek termik enerjiye
önem veriyor görünmektedir.
Termik (thermic) "sıcağa ait" demek olup Türkiye'de termik enerji 1990 yılında sırasiyla en çok aşağıdaki kaynaklardan elde edilmektedir.
1.Kömür (4921. 5.MW)
2. Doğalgaz (2032.8 MW)
3. Petrol ürünleri (1049.1 MW)
(Fuel-oil 680 MW ve motorin 369.1 MW)
4. Atık ısı (978.1 MW)
5. Jeotermal (17.5) MW)
1990 yili itibariyle işletmede olan kömüre dayalı olmayan
termik santrallar ve sayıları şöyledir.
1. Motorin ile çalışan (14 adet)
2. Atık ısı ile çalışan (3 adet)
3. Doğal gaz ile çalışan (2 adet)
4. Fuel-oil ile çalışan (2 adet)
5. Jeotermal ile çalışan (1 adet)
TÜRKİYE'DEKİ KÖMÜRE
DAYALI TERMİK SANTRALLAR
Türkiye'de kömüre dayalı çalışan ve inşası bitmek üzere olan 15 termik
santral bulunup bunların
|
1. Afşin-Elbistan
2. Çatalağzı-A
3. Çatalağzı-B
4. Çayırhan
5. İzmir
6. Kangal
7. Seyitömer
8. Soma-A
9. Soma-B
10. Tunçbilek-A
11. Tunçbilek-B
12. Yatağan
13. Yeniköy
|
13'ü linyit, 1'i linyit ve taş kömürü karışımı
ve 1'i taş kömürü
ile çalışmaktadır. Bu santrallar 46 üniteli (38'i çalışmakta ve 8'i inşa halinde) olup bu
santral-ların
6391.5 MW (çalışmakta olanlar 4 921.5 MW ve inşa halinde olanlar 1470 MW) kapasiteleri
vardır. Türkiye'deki çalışmakta olan kömüre dayalı termik santrallar şunlardır:
(4 ünite 1376 MW)
(6 ünite 127.5 MW)
(1 ünite 150MW)
(2 ünite 300 MW)
(4 ünite 35 MW)
(1 ünite 150 MW)
(4 ünite 600 MW)
(2 ünite 44 MW)
(4 ünite 660 MW)
(3 ünite 129MW)
(2 ünite 300 MW)
(3 ünite 630 MW)
(2 ünite 420 MW)
1991
yılında inşası tamamlanıp üretime geçeceği belirtilen kömüre dayalı termik santrallar 4 adet olup bunlar :
Çatalağzı-B (1 ünite 150
MW)
Kangal (1 ünite 150 MW)
14. Orhaneli (1 ünite 210 MW)
Soma-B ' (2 ünite 330 MW)
Kangal (1 ünite 150 MW)
14. Orhaneli (1 ünite 210 MW)
Soma-B ' (2 ünite 330 MW)
1992 yılında inşası tamamlanıp üretime geçeceği belirtilen kömüre dayali termik
santral bir adet olup bu santral :
|
15. Kemerköy
|
(3
ünite 630 MW)
Kömür ile çalışan termik santrallar şu anda 8 ilde bulunup
(Ankara, İzmir, K.Maraş, Kütahya, Manisa, Muğla, Sivas ve Zonguldak) 1991 yılında Bursa'nında katılmasıyla bu sayi 9'a çikacaktır.
15 termik santralın 9'u Ege, 3'ü Karadeniz 2'si Doğu Anadolu ve 1'i
Marmara bölgesindedir.
Çalışmakta olan kömüre dayalı termik
santralların MWIarına
göre illerin sıralanması şöyledir:
1. K.Maraş 1376
(Afşin-Elbistan)
2.
Muğla 1050 (Yatağan ve Yeniköy)
3.
Kutahya 1029 (Seyitömer ve
Tunçbilek)
4.
Manisa 704 (Soma)
5. Ankara 300 (Çayırhan)
6. Zonguldak 277.5 (Çatalağzı)
7. Sivas 150 (Kangal)
8. İzmir 35
(İzmir)
İnşası devam eden 5 termik santral 1991 ve 1992 yıllannda tamamlandığında bu sıralama şu şekilde
olacaktır.
|
1. Muğla
|
1680 MW
|
|
2.
K.Maraş
|
1376 MW
|
|
3. Manisa
|
1034 MW
|
|
4. Kütahya
|
1029 MW
|
6. Ankara
300 MW
7.
Sivas 300 MW
8. Bursa 210 MW
9. Izmir 35 MW
5.
Zonguldak 427.5 MW
Burada dikkati çeken konu tarım, ormancılık ve
turizm potansiyeli yüksek Muğla'da birbirine çok yakın (Kemerköy-Yeniköy arası
10 km. Yeniköy-Yatağan
arası 31 km ve Kemerköy-Yatağan arasi 40 km) ve baca gazı etkileri birbirlerinin
sahasina giden veya gidecek
3 termik santralın yapılmış olmasıdır. Aynı şekilde Soma Termik Santralının baca gazı
etkisinin gittiği
Aliağa'ya 1000 MW'lık bir termik santralın yapılması planlanmaktadır. Böylece Soma-Aliağa arasi iki santralın birlikte etkisi ile
kirlenirken, Aliağa termik santralı 45 km. uzaktaki İzmir şehrini de etkileyecektir. Yine Kütahya ve Bursa'daki
termik santrallar da birbirine çok yakındır (Seyitömer-Tunçbilek arası 35 km, Tunçbilek-Orhaneli
arası 52 km). Yatağan ve Soma termik santrallarında yapılan araştırmada Yatağan
termik santralının MuğIa'yı ve Soma termik santralının Balıkesir ve Manisa şehirlerini etkilediği görüldü. Bu termik
santralların çevresinde
yapılan araştırmaların sonuçlarına göre ;
Afşin-Elbistan termik santralının K.Maraş'ı, Çatalağzı termik santralının Zonguldak'ı, İzmir
termik santralının İzmir'i ve Seyitömer
termik santralının Kütahya'yı etkilrdiği,
Kemerköy termik santralının da çalışmaya başladığında MuğIa şehrini etkileyeceği tahmin
edilmektedir. Böylece kömürlü termik santral baca gazlarının
etkilediği bilinen veya tahmin edilen şehirler 7 adet olup bunlar; Balıkesir, İzmir,
K.Maraş,
Kütahya, Manisa, MuğIa ve Zonguldak'tır. Ayrica pek çok ilçe, belde ve köylerimiz
kömürlü termik
santral baca gazları etkisi altndadır.
TÜRKİYE'DE TERMİK
SANTRALLARIN YAPIMINDAKİ TERCİH
NEDENLERİ
Türkiye'de 1970'li yıllar artan enerji
ihtiyacında giderek sıkışmanın hızlandığı yıllar olup
1.
Hidrolik enerjinin dengelenmesi
2. Çabuk
yapılabilirliği
3. Ucuza
maledilmesi ve
dış kredi kaynaklarının kolay bulunabilirliği
ne-denleriyle termik santrallara
yönelinmiştir. O yıllarda bu santralların yaratabileceği çevre sorunlan
konu-sunda Türkiye ve dünyada yeterli bilgi
birikiminin ve dolayısıyla kamuoyunun bu konuda duyarlı olma-ması nedenleriyle çevre
sorunları akla gelmeden ve önemsenmeden hızla termik santrallar inşa edilmeye başlanmıştır. Böylece çeşitli
nedenlerle (ekonomik vb.) Türkiye hep termik üretimi, hidrolik üretime tercih
eden bir ülke olarak kalmıştır. Fakat termik santralların yapımlarındaki tercih
nedenlerin-den biri
olarak çabuk bitirilecekleri varsayılan termik santrallardan örneğin Kangal 16,
Çayırhan 13, Ye-nikoy 12
ve Afşin-Elbistan 10 yılda bitirilebilmişler ve dolayısıyla ucuza mal
edilememişlerdir. Kısaca Türkiye'de termik santralların yapımındaki 4 tercih nedeninden ikisi (çabuk yapılabilme ve ucuza
mal edilme) bu santrallar için söz konusu
olmamıştır. Şu anda Türkiye'de 1995 yılına kadar enerjinin yeterli olduğu söylenmekte olup bu durumdan rahatlığa
kapılmayıp öncelikle hidrolik santralların kurulması yoluna gidilmemesi
durumunda ileride enerji dar boğazına girildiğinde yine pahalı ve çevre sorunları yaratan enerji
üretim tesislerinin kurulmasi sakıncalı yoluna girilebilecektir.
TÜRKİYE'DE TERMİK
SANTRALLARIN YARATTIĞI ÇEVRE
SORUNLARI KARŞISINDA KURULUŞ
VE VATANDAŞLARIN BİLİNÇLENDİRİLMESİ ZORUNLUĞU
Yapımları sırasında
projelerinde hiç gözükmeyen bir çok çevre sorunu termik
santrallar ile Türkiye gündemine girmistir. Bu çevre sorunları karşısında
yalnız yöre vatandaşları değil, yerel resmi ve özel kuruluşlar da sağlıklı
olmayan saptamalarda bulunmuşlardır. Soma termik santralı çevresinde yapılan araştırmadan bir
örnek verilecek olursa İzmir, Manisa ve Balıkesir'e ait 176 köyde vatandaşlar kuruyan ağaçlar ve tarım ürünleri
için aşağıdaki noktaları neden olarak
göstermişlerdir.
1. Renkli TV yayınları veya TV verici
istasyonları
2. Çernobil kazası veya radyasyon
3.
Susuzluk veya kuraklık
4. Hava
sıcaklığı
5. Sam yeli
6.
Bitkilerin gıa alamaması
7. Enerji
nakil hatları
8.
Bitkileri ilaçama veya ilaçlamama
9. Ağaç
diplerinin sürülmemesi,
10.
Ağaçların yaşlılığı
11.
Ağaçların dibine hayvan bağlama
12. Ülker
yıldızının ağaçlara çarpması
13. Allah
Hiç bir köyde kuruyan ağaçlar ve tarım
ürünleri için
termik santral neden olarak gösterilmemiştir. Bölgedeki bir ziraat mühendisi kurumaların
nedenini bitkilerin gıda
almamasına ve bir başka ziraat mühendisi ise susuzluğa bağlamıştır. Bir ziraat tek-nisyeni kurumaların nedeni olarak renkli TV yaymlarını göstermistir. İki değişik yöredeki
orman yüksek mühendisleri Soma termik santralı ile ilgili olarak çevre
ormanlarında herhangi bir sorunun ol-madığını belirtmişlerdir. Bazı termik
santral yetkili-lerinin ise çevrelerine,
termik santral soğutma kule-lerinden çıkan buharlar nedeniyle termik
santralların çevre iklimine ne kadar olumlu etki yaptığını anlata-rak termik santralların çevresi için zararlı
değil yararlı olduğunu
belirtmişlerdir. Oysa yapılan araştırmada Soma termik santralından kuş uçuşu 78 km uzağa
gidildiğinde hala bu
termik santralın baca gazlarının bitkiler üzerindeki şiddetli etkisi devam ediyordu. Örneğin karaağaç,
armut, badem vb. kuruduğunu, zeytin, üzüm vb. ürün verimlerinin azaldığı sap-tandı. Bu durum bize termik santrallar
konusunda hem yerel, resmi ve özel kuruluşlarda çalısanların hem de yöre
vatandaşlarının aydınlatılmalarının ne kadar gerekli olduğunu göstermektedir.
TERMİK SANTRALLARIN ÇEVREYİ OLUMSUZ ETKİLEYEN
FAKTÖRLERİ
Bu konuda saptanabilen en az 16 faktör bulun-maktadir.
1. Baca gazları :
Kömürlü
termik santral baca gazları bileşiminde şunlar
bulunmaktadir :
a. Karbon
tanecikleri
b. Duman
c.
Hidrokarbonlar
|
|
|
|
d. Karbondioksit
e. Kanser yapıcı ve teşvik edici maddeler
f. Azot oksitler
g. Kükürt oksitler ve asit yağmuru
h. Karbon monoksit
Baca gazları kömürlü termik santralların, çevreyi en geniş ve şiddetli etkileyen olumsuz faktorüdür. Baca gazlarının bileşiminde olan kükürt oksitler için
desülfürizasyon tesisleri yapılmaktadır. Türkiye'de 1990 yılında çalışan 13 termik santraldaki 38 üniteden sadece Çayırhan termik santralının
2 ünitesi için desülfürizasyon tesisleri yapılmaktadır. Örneğin Yatağan termik santralı ile ilgili toplayabil-diğimiz 230 ve Soma termik santrali ile ilgili toplaya-bildiğimiz 57 basin haberinde, ayrıca Yatağan termik santralı ile ilgili bildiğimiz 56 araştırma ve Soma termik santralı ile ilgili bildiğimiz birkaç araştırmada bu santralların olumsuz etkileri ortaya konmuşken desülfürizasyon
tesislerine tarım, orman, turizm vb. potansiyelin yüksek olmadığı Çayırhan'dan başlanması bizce hatalıdır. Ayrıca, desülfürizasyon tesisleri termik santral baca gazları için kesin çözüm demek değildir.
Desülfürizasyon tesisleri, baca gazları bileşiminde bulunan unsurlardan sadece kükürt oksitler için çözüm
getirmektedir. Desülfürizasyon tesisleri yapıldıktan
sonra da termik santral baca gazları, bileşimindeki kükürt oksit dışındaki
unsurları ile çevresine zararlı olmaya devam edecektir. Kısaca desülfürizasyon tesisleri çevre kirliliği sorununu tamamen
ortadan kaldıran tesisler değildir.
2. Baca külleri :
Bacadan mikropartiküller halinde baca külleri diğer bir deyişle uçucu küller
çıkmaktadır. Türkiye'de 1990 yılında çalışan 13 termik santralın hepsinde verimleri %
99,4'e (Yeniköy termik santralı) kadar çıkan farklı verimlilikte
elektrofiltreler vardır. Fakat termik santralların
hemen hepsinde aşağıdaki nedenlerle bu elektrofiltreler sürekli olarak çalıştırılamamaktadır.
a. Elektrofiltreler arızalı olduğu halde enerji üretimini kısmamak için
elektrofiltreler devre dışı iken ünitelerin işletilmesine devam
edilmesi. Bu du-rumu birçok termik santralda sık
sık görmek mümkün.
b. Termik santral ünitelerinde sık
sık olan arızalarda ünitelerin devre dışı
kalışı veya tekrar devreye girişleri
esnasında elektrofiltrelerin çalıştırılamaması. Bu durumu da birçok termik sant-
ralda görmek mümkün.
c. Termik santralların kül atma sistemlerinden bi-rinde (pnömatik kül atmak, kül silosu, kül nemlen-dirme, kül nakil bant hattı ve kül yayma sistemleri) meydana gelen
arızada kül atılamamakta ve küller elektrofiltreler
devre dışı bırakılarak bacalardan atılmaktadır. Bu durumu birçok termik santralda
görmek mümkün olup en büyük örneğini 1990 yılında Afşin-Elbistan termik santralında gördük. Kömürlü termik santral
baca külleri çevresini aşağıdaki şekillerde etkilemektedir:
a. Doğal ve kültür bitkilerinin yapraklarını örterek, bunların solunum
ve fotosentez yapma olanağını azaltmakta veya ortadan
kaldırmakta
b. Toprak üstüne yağarak, toprağın fiziksel ve kimyasal yapısını değiştirmekte.
c. Hava kirliliği yaratmakta ve insan sağlığını etkilemekte.
d. Yerleşme yerlerinde kirlilik yaratmakta ve çok ince taneli olmalan nedeniyle
binaların içlerine bile rahatlıkla girebilmekte (Ör: Tunçbilek).
e. Küldeki radyoaktif maddeler nedeniyle çevresini etkilemekte (Ör: Yatağan).
3. Kül stok sahasındakl
küller :
Termik santrallardan çıkan kül ve cüruflar bazı termik santrallarda ayrı stok sahalarma dökülmekte (Ör: Yeniköy) ve bazılarında karışık olarak stok sahalarına dökülmektedir (Ör: Yatağan). Stok
saha-larındaki küller çevrelerini şu nedenlerle şiddetle
etkilemektedir:
a. Kül stok sahaları olarak, ekonomik nedenler ön planda tutularak, termik santrallara çok yakın alanlar
seçilmişlerdir. Böylece yerleşme yerlerine yanlış.
olarak çok yakın kurulan termik santrallar nedeniyle kül stok sahaları da yerleşme yerlerine çok yakın tesis edilmişlerdir (Ör: Yatağan kül stok sahası Yatağan
ilçe merkezine 3.5 km uzaklıktadır).
b. Kül stok sahaları olarak TEK ve TKİ arasındaki anlaşmazlık nedeniyle terkedilmiş açık kömür işletme sahaları kullanılamamakta ve küller "kül dağı" olarak açık sahalara stok edilmektedir. Böylece rüzgara açık bu alanlarda küller rüzgar ile çok uzaklara kadar uçabilmektedir.
c. KüI stok sahalarında küllerin savrulmasını önleyici tedbirler ya alınmamış veya yeterince
alınmamıştır.
Küllerin üstünün kısmen örtüldüğü yerlere
örnek olarak Tunçbilek ve Seyitömer'i
verebiliriz. Tunçbilek ve Seyitömer'de kısmen
toprak ile örtülen kül stok sahalarında kısmen ağaç dikimi ve ot ekimi de
yapılmıştır. Tunçbilek'te aynk (Cynodon
dactylon), çayır düğmesi (Sanguisorba
minor subsp. minor) ve korunga (Onobrychis
viciifolia) ekimi yapılmıştır. Seyitömer'de karaçam (Pinus nigra subsp.
pallasiana), mavi servi (Cupressus
arizonica), sedir (Cedrus libani) ve yalanci akasya (Robinia pseudoacacia)
dikimleri ile arpa (Hordeum sp.) ve
korunga ekimleri yapılmıştır.
Kül stok sahaları çevrelerini aşağıdaki şekillerde etkilemektedir :
a. Geniş alanlar kaplayarak buraların doğasının bozulması ve bu
alanların üretimden düşmesi : Ör: Bu alan Soma-B
santralında 350 ha ve 1986 yılında Yatağan'da
91 ha idi.
b. Rüzgarlarla kül stok sahasından küllerin sav-rulmasi: Bu küller ormandaki ağaçları ve alt florayı, tanm ürünlerini ve
yerleşim yerlerini etkilemektedir.
c. Küllerin savrulmaması için yapılan sulamanın başka sorunlar yaratmasi: Kül stok sahası yamaçlarının sulanması ile yamaçlardan su ile bir-likte akip giden
küller yamaç çevrelerinde beton-laşmakta ve böylece
bu sahalar da verimsiz-leşmektedir
(Ör: Yatağan).
d. Kül stok sahasındaki küllerin radyoaktif mad-deler içermesi: Böyle radyoaktif kül içeren kül dağı yakın yerleşme
yerlerindeki insanları en azından psikolojik
olarak etkilemektedir. (Ör: Yatağan).
e. Radyoaktif maddeler içeren küllerin çimento imalinde kullanılması: Böylece bu çimento ile yapılan binalarda yaşayan insanlar en azından psikolojik olarak
etkilenmektedir. Örneğin Yatağan ter-mik
santralının radyoaktif maddeler içeren külleri bir süre çimento imalinde kullanılmıştır.
Kül stok sahaları Seyitomer, Soma, Tunçbilek, Yatağan ve Yeniköy termik santrallarında bulunmak-tadır. Çatalağzı-A ve B termik santrallarında kül stok sahaları tesis edilmemiş ve küller denize dökülmektedir.
4.
Kül barajları :
Kül stok sahalarının çevre için yarattığı sorunlar-
dan bir kısmını (kül nakil bant hatlarından ve kül stok sahalarından
küllerin rüzgar ile savrulmasının önlenmesi)
gidermek amacıyla kül barajları yapılmaktadır. Fakat
kül barajlarının da aşağidaki sakıncalı tarafları
vardır:
a. Kül stok sahalarına oranla daha geniş alanlar kaplayarak buraların üretimde (tanm veya orman alanı olarak) kullanılamaması.
b. Kül barajlarının kullanıldığı ilk yıllarda baraj zemininden külleri
sulandırmada kullanılan suların sızarak baraj çevresindeki tarım arazilerinden
çıkıp bu alanları verimsizleştirdiği iddialan bulunmaktadır (Ör: Soma).
5.
Kül siloları :
Kül silolarının küçük çapta da olsa çevresini et-kileyen taraflan bulunmaktadır.
a. Kül silolarının dolması ve filtrelerinin bozuk olduğu zamanlarda kül siloları bacalarından çevreye küllerin yayılması.
b. Kül siloları bacalarından çevreye yayılan küllerin radyoaktif maddeler içerdiği
santrallarda ayrı bir çevre kirliliği
ortaya çıkmaktadır (Ör: Yatağan).
6.
Kül nakil bant hattı :
Kül nakil bant hattının sakıncalı tarafları şunlardır
a. Alan kaplayarak buraların üretimde kullanılamaması. Bu amaçla ortalama 25 m eninde alan açıldığı varsayılarak örneğin bu alanın Tunçbilek'te 8.7 ha, Seyitömer'de 6.2 ha, Yatağan ve Ye-nikoy'de 2.5 ha civarında bir alanın kaybı söz konu-sudur.
b. Kül nakil bant hattından, üzerleri kapalı olan-larından bile (itinalı
kapatılmadıklarından) küllerin çevreye yayılması.
7. Hidrolik kül atma sistemi :
Hidrolik kül atma sistemi de alan kaplayarak bu alanları üretimden
düşürmektedir (Ör: Soma).
8. Santral sahası :
Santral sahasının sakıncalı tarafları şunlardır:
a. Geniş, alanlar kaplayarak buraların doğasının bozulmasını ve bu alanların üretimden düşmesine
|
atiklai bu lav Qand; dere< Tungb tesisle
b..j
atiklai atiklai (an, t
|
|
Kit;
Silinc
|
neden
olmaktadır. Örneğin bu alan Yeniköy'de 170 ha,
Soma-B'de 150 ha, Yatağan'da 116 ha ve Çatalağzı-B'de 21 ha'dır.
b. Doğa'da peyzaj açısından olumsuzluklar ya-ratmaktadır.
9. Dekapaj sahaları :
Dekapaj
sahalarının sakıncalı tarafları şunlardır:
a.
Geniş alanlar (yüzlerce hektar) kaplayarak bu-ralardaki
doğal çevrenin bozulmasını ve bu alan-ların artık üretimde kullanılamamasını
sağlamaktadır.
b. Dekapaj sahalarından toprak tozumalarının ol-ması ve çevrede toz
kirliligği yaratması.
c. Dekapaj sahalarında sık sık heyelanların ol-ması
ve toprakların yeni alanları kaplarken bazı teh-likeleri de beraberinde
getirmesi (Ör: Yatağan),
10. Açık kömür işletme sahaları :
Açık kömür işletme sahalarının sakıncalı tarafları şunlardır:
a. Geniş alanlar kaplayarak buralann doğal çevresinin
bozulması ve bu alanların artık üretimde kullanılamaması
(Ör: Yatağan'da 1986 yılında bu alanın genişjiği 1191 ha. idi).
b. Açık kömür işletme sahalarında toprak tozu-malarının olması ve bu tozların çevreye yayılması.
c. Açık kömür işletme sahalarındaki
kömürlerin açıkta kendiliğinden yanması sonucu çevreye zararlı gazların çıkması.
d. Bazı açık kömür işletme sahalarındaki kömürlerin radyoaktif maddeler içermesi nedeniyle bunun en azından psikolojik olarak çevreyi etkile-mesi (Ör: Yatağan).
11. Kömür stok
sahasındaki kömürler :
Kömür stok sahasındaki kömürlerin sakıncalı tarafları
şunlardır:
a. Buradaki kömürlerin döner kepçe ile alınması esnasında
kömürlerin tozuması ve kömür tozlarının özellikle rüzgarlı havalarda çok
uzaklara kadar taşınması.
b. Kömür stok sahasındaki kömürlerin açıkta kendiliğinden yanması
sonucu, zararlı gazların
çevreye yayılması.
c. Kömür park sahasının yağan yağmurlarla yıkanarak kömürlü suların akarsulara karışması (Ör: Soma).
d. Kömür stok sahasındaki kömürlerin radyoaktif maddeler içermesi
nedeniyle çevresini en azından psikolojik
olarak etkilemesi (Ör: Yatağan).
12. Kömür nakil yolları :
Kömür
nakil yollarının sakıncalı tarafları şunlardır:
a. Geniş alanlar kaplayarak buraların doğal çevresini bozması ve bu alanların üretimden düşmesi. Örneğin Yatağan'daki 21 km'lik kömür nakil yolları ortalama 25 m genişliğe göre 52.5 ha.lık bir
alan kaplamaktadır.
b. Kömür, şlam ve kül kamyonlarından (kömür ve kül nakil bant hatları olmayan, inşası tamamlanmayan veya arıza nedeniyle bunların
çalışmadığı yerlerde) çevreye kömür tozu, kül ve yol tozlarının yayılması ve bunların doğal çevre ve tarım ürünlerine zarar vermesi ve bu nedenle vatandaş ile TEK arasında
mahkemeleşmelerin olması (Ör: Yatağan).
13. Kömür nakil bant hattı :
Kömür nakil bant hattının sakıncalı tarafları şunlardır:
a. Geniş alanlar kaplayarak buraların doğal çevresinin bozulması ve bu alanların
üretimden düşmesi (Ör: Bu alan Yatağan'da 49 ha, Soma-B'de 21.2 ha ve Kemerköy'de 11.2 ha cıvarındadır).
b. Kömür nakil bant hattında çevreye kömür tozlarının yayılması.
14. Kömür nakil havai hattı :
Kömür nakil havai hattının
sakıncalı tarafları şunlardır:
a. Geniş alanlar kaplayarak buraların doğal çevresinin bozulması ve bu
alanların üretimden düşmesi (Ör:
Soma).
b. Kömür nakil havai hattından kömür tozlarının çevreye yayılması (Ör: Soma).
15. Kirli atık
sular :
Kirli atık suların kaynakları şunlardır:
a. Türkiye Kömür İşletmeleri
lavuarlarından şlam
|
18
|
atıklarının akarsulara verilmesi. Örneğin Soma'da bu lavuar çok eski bir tesis olup Bakırçay'ın Soma-Çandarlı körfezi arasındaki 70 km'lik bölümünü
aşırı derecede kirletmektedir. Aynı şekilde Tunçbilek'teki tesisler Kocaçay'ı ve Seyitömer'deki tesisler Kocapınar
deresini kirletmektedir.
b. Türkiye Elektrik Kurumu su tasfiye havuzları atıklarının zaman zaman akarsulara verilmesi. Bu atıkların içinde sodyum klorür, çeşitli kalsiyum tuz-ları, organik reçineler vb. bulunmaktadır. (Ör: Yatağan ve Soma).
c. TEK ve TKİ tesisleri ve sosyal sitelerinin kana-
lizasyonlarının
arıtılmadan bölge akarsularına verilmesi (Ör: Yatağan).
16. Termal etki :
Termal etki kaynakları şunlardır:
a. Termik santral bacalarından sıcak baca gazlarının çevre havası üzerindeki
termal etkisi.
b. Soğutma suyu olarak denizin kullanıldığı ter-
mik santrallarda denizlerde yaratılan termal kirlenme
(Ör: Aliağa kombine çevrim, Ambarlı, Hopa, Mersin ,
Aliağa ve Kemerköy).
mik santrallarda denizlerde yaratılan termal kirlenme
(Ör: Aliağa kombine çevrim, Ambarlı, Hopa, Mersin ,
Aliağa ve Kemerköy).
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder