"Bu
muahedename, Türk milleti aleyhine, asırlardan beri hazırlanmış ve Sevr
muahedenamesiyle ikmal edildiği (tamamlandığı) zannedilmiş, büyük bir suikasdın
(kötü niyetin) inhidamını (çöküşünü) ifade eder bir vesikadır. Osmanlı devrine
ait tarihte emsali nâmesbuk (görülmemiş) bir siyasi zafer eseridir."
Atatürk (Ekim 1927)
LOZAN BARIŞ ANTLAŞMASI
ÖNCESİ SON DURUM
1. Dünya
Savaşı sonrası, zaferi kazanan taraf olan İtilaf Devletleri, kaybeden taraf
olan Almanya, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ve Osmanlı Devleti’ne ağır
koşullar içeren antlaşmalar imzalatmışlardı. Sevr Antlaşması da bunlardan
biriydi. Ama Sevr Antlaşması Kurtuluş Savaşı’nın başlamasıyla uygulanamadı.
Daha sonra Türk milletinin azmi ve cesaretiyle kazanılan Kurtuluş Savaşı, Mudanya
Ateşkes Antlaşması ile sona erdi.
Bunun
arkasından Sevr Antlaşması’nın yerini alacak bir barış antlaşması gerekliydi.
Böylece İtilaf Devletleri 28 Ekim 1922’de Büyük Millet Meclisi’ni Lozan’da
düzenlenecek olan barış konferansına davet ettiler. Ayrıca Büyük Millet
Meclisi’nin yanısıra İstanbul Hükümeti’ni de çağırdılar.
İtilaf Devletleri’nin amacı, iki hükümet
arasında çıkacak karışıklıktan faydalanarak isteklerini daha kolay kabul
ettirmekti. Bunun üzerine Büyük Millet Meclisi saltanatı kaldırarak, İstanbul
Hükümeti’nin görevine son verdi (1Kasım 1922).
LOZAN TOPLANTISI’NIN SEBEPLERİ VE
KATILANLAR
Daha
sonra taraflar 20 Kasım 1922’de toplandı. Konferansa Türkiye, İngiltere,
Fransa, İtalya, Japonya, Yunanistan, Romanya, Sırp-Hırvat-Sloven Devleti
katılacaktı. Boğazlar sorununda Sovyet Rusya, Ege Denizi’ne çıkabilme konusunda
Bulgaristan Devleti konferansa dahil olacaktı. Ayrıca A.B.D. de gözlemci devlet
olarak konferansta yer alacaktı. Konferansın ana konuları sınırlar, boğazlar,
kapitulasyonlar, azınlıklar ve Osmanlı’nın borçları olacaktı. Yani 1. Dünya
Savaşı’nı resmen bitirecek kararlar verilecekti ve bunun yanında Türkiye-
Yunanistan arası sorunlar görüşülecekti.
Bu
sebepler antlaşmanın aslında katılacak temsilcilerle birlikte şöyle belirtilmiştir
:
Bir yandan, İngiliz İmparatorluğu, Fransa, İtalya,
Japonya, Yunanistan, Romanya, Sırp - Hırvat - Sloven Devleti ve öte yandan
Türkiye,
1914 yılından beri Doğu'nun huzurunu bozan savaş durumuna
kesin bir son vermek için aynı istekle duygulu olarak, uluslarının ortaklaşa
refah ve mutluluğu için gerekli olan dostluk ve ticaret ilişkilerini aralarında
yeniden kurmak özlemi içinde ve bu ilişkilerin, Devletlerin bağımsızlığına ve
egemenliğine saygı temeline dayanması gerektiğini düşünerek bu amaçla bir
antlaşma yapmayı kararlaştırmışlar ve
tamyetkili temsilcilerini aşağıda belirtildiği üzere atamışlardır:
Majeste Büyük-Britanya ve İrlanda Birleşik-Krallık
Denizler Ötesi İngiliz Ülkeleri Kralı, Hindistan İmparatoru, çok sayın Sir
Horace George Montagu RUMBOLD, Baronet, G.C.M.G., İstanbul'da Yüksek-Komiser;
Fransa Cumhurbaşkanı, Korgeneral sayın Maurice PELLE,
Cumhuriyet'in Doğu'da Yüksek-Komiseri, Legion d'Honneur Ulusal Nişanın Grand
Officier rütbesi; Majeste İtalya
Kralı, Sayın Marki Camile GARRONI, Krallık Senatörü,İstanbul'da Yüksek-Komiser,
Saints Maurice et Lazare Nişanlarıyla Couronne d'Italie Nişanının Grand-Croix
rütbesi;
M.Jules Cesar MONTAGNA, Atina'da Olağanüstü Temsilci ve
Tamyetkili Ortaelçi, Saints Maurice et Lazare Nisanlarinin Commandeur rütbesi,
Couronne d'Italie Nişanının Grand Officier rütbesi;
Majeste Japonya İmparatoru, M.Kentaro OTCHIAI, Jusammi,
Soleil Levant Nişanının Birinci Sınıf rütbesi, Roma'da Olağanüstü ve Tamyetkili
Büyükelçi;
Majeste Yunanlılar Kralı, M.Eleftherios K. VENISELOS,
eski başbakan, Sauveur Nişanının
Grand-Croix rütbesi;
M.Dimètre CACLAMANOS, Londra'da Tamyetkili Temsilci,
Sauveur Nişanının Commandeur rütbesi;
Majeste Romanya Kralı, M.Constantin I.DIAMANDY,
Tamyetkili Ortaelçi;
M.Constantin CONTZESCO, Tamyetkili Ortaelçi;
Majeste Sırplar, Hırvatlar Ve Slovenler Kralı,
M.Dr.Miloutine YOVANOVITCH, Bern'de Olağanüstü Temsilci Tamyetkili Ortaelçi;
Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti:
İsmet Paşa, Dışişleri Bakanı, Edirne Milletvekili;
Dr.Rıza NUR Bey, Sağlık İşleri ve Sosyal Yardım Bakanı,
Sinop Milletvekili;
Hasan Bey, eski bakan, Trabzon Milletvekili.
TOPLANTILARIN İLK BÖLÜMÜ
Toplantıların ilk bölümü büyük
görüş ayrılıkları ile geçti. Buna rağmen bazı konularda uzlaşıldı, bunlardan en
önemlileri antlaşmaya geçtikleri şekliyle ve antlaşma madde numaraları ile
aşağıdadır:
MADDE 2
Karadeniz'den Ege Denizi'ne kadar
Türkiye'nin sınırları aşağıdaki gibi saptanmıştır:
1. Bulgaristan ile Rezvasya'nın denize
döküldüğü yerden Türkiye, Bulgaristan ve Yunanistan sınırlarının birleştikleri
noktada, Meriç'e kadar Bulgaristan'ın Güney sınırı, şimdiki durumuyla saptanmış
olduğu gibi.
2. Yunanistan ile buradan, Arda ve
Meriç'in birleştikleri yere kadar Meriç'in akım yolu, buradan Arda kaynağına
doğru (vers l'amont de l'Arda) bu nehir üzerinde ve Çörekköy'ün hemen yakınında
olmak üzere arazi üzerinde saptanacak bir noktaya kadar Arda'nın akım yolu,
buradan güneydoğu doğrultusunda, Bosnaköy'ün, nehrin denize döküldüğü yönde 1
kilometre uzaklığında bulunan bir noktaya kadar, Bosnaköy'ü Türkiye'de bırakan,
belli olacak ölçüde düz bir çizgi. Çörekköy, 5 nci maddede belirtilen
Komisyonca, nüfusunun (halkının) çoğunluğunun Türk yada Rum olarak kabul edileceğine göre
Türkiye'ye yada Yunanistan'a verilecektir; 1 Ekim 1922’ den sonra bu köye göç
etmiş olanlar hesaba katılmayacaklardır. Buradan Ege Denizi'ne kadar Meriç'in
akım yolu.
MADDE 3
Akdeniz'den İran sınırına kadar,
Türkiye'nin sınırı aşağıdaki gibi saptanmıştır:
1.
Suriye ile 20 Ekim 1921 tarihli Türk-Fransız Antlaşmasının 8 nci maddesiyle
saptanmış olan sınır.
(3. Madde’nin aşağıdaki ikinci bölümüne ilk görüşmelerde
karar verilmemişti, zaten ikinci görüşmelerde de aşağıda görüleceği gibi burası
hakkında nihai bir hüküm çıkmamış, İngiltere ile Türkiye‘ nin bu problemi ancak
1926’ da iki ülke arasında yapılan yeni bir antlaşma ile çözüme
kavuşturulmuştur.)
2. Irak
ile Türkiye ile Irak arasındaki sınır, işbu Antlaşmanın yürürlüğe girişinden
başlayarak dokuz aylık bir süre içinde Türkiye ile İngiltere arasında dostça
bir çözüm yoluyla saptanacaktır. Öngörülen süre içinde iki Hükümet arasında bir
anlaşmaya varılamazsa, anlaşmazlık Milletler Cemiyeti Meclisine götürülecektir.
Sınır
çizgisi konusunda alınacak kararı beklerken, Türk ve İngiliz Hükümetleri, kesin
geleceği [kaderi] bu karara bağlı olan toprakların şimdiki durumunda herhangi
bir değişiklik yapacak nitelikte hiç bir askeri ya da başka bir harekette
bulunmamayı karşılıklı olarak yükümlenirler.
MADDE 12
İmroz (Imbros) adası ile Bozcaada
(Tenedos) ve Tavşan adaları (Iles aux Lapins) dışında, Doğu Akdeniz adaları ve
özellikle Limmi (Lemnos), Semadirek
(Semendirek, Samothrace), Midilli (MitylYne), Sakız (Chio), Sisam (Samos)
ve Nikarya (Nicaria) adaları üzerinde Yunan egemenliği konusunda 17/30 Mayıs
1913 tarihli Londra Antlaşmasının 5nci ve 1/14 Kasım 1913 tarihli Atina
Antlaşmasının 15nci Maddeleri hükümleri uyarınca alınan ve 13 Şubat 1914
tarihinde Yunan Hükümetine bildirilen karar, bu Antlaşmanın İtalya'nın
egemenliği altına konulan ve 15nci Maddede belirtilen adalara ilişkin hükümleri
saklı kalmak üzere doğrulanmıştır. İşbu Antlaşmada aykırı bir hüküm
bulunmadıkça, Asya kıyısından 3 milden az bir uzaklıkta bulunan adalar, Türk
egemenliği altında kalacaktır.
MADDE 13
Barışın sürekli olmasını sağlamak
amacıyla, Yunan Hükümeti, Midilli, Sakız, Sisam ve Nikarya adalarında,
aşağıdaki tedbirlere uymayı yükümlenir:
1. Bu
adalarda hiç bir deniz üssü kurulmayacak, hiç bir istihkam yapılmayacaktır.
2. Yunan
askeri uçaklarının Anadolu kıyısı toprakları üstünde uçmaları yasak olacaktır.
Buna karşılık, Türk Hükümeti de askeri uçaklarının bu adalar üstünde uçmalarını yasaklayacaktır.
3. Bu
adalarda, Yunan askeri kuvvetleri, askerlik hizmetine çağrılmış ve bulundukları
yerde eğitilebilecek normal asker sayısında çok olmayacağı gibi jandarma ve
polis kuvvetleri de bütün Yunan ülkesindeki jandarma ve polis kuvvetlerine
orantılı bir sayıda kalacaktır.
MADDE 15
Türkiye,
aşağıda sayılan adalar üzerindeki bütün haklarından ve sıfatlarından İtalya
yararına vazgeçer.
Bugünkü durumda İtalya'nın işgali altında bulunan
Stampalia (Astropolia), Rodos (Rhodes, Rhodos), Kalki (Calki, Khalki),
Skarpanto (Scarpanto), Kazos (Casos, Casso), Piskopis (Piscopis, Tilos),
Miziroz (Misiros, Nisyros), Kalimnos (Calimnos, Kalymnos), Leros, Patmos,
Lipsos (Lipso), Simi (Symi) ve İstanköy (Cos, Kos), adaları ile bunlara bağlı
adacıklar ve Meis (Castellorizo) adası
MADDE 23
Bağıtlı Yüksek Taraflar, Boğazlar
rejimine ilişkin bugünkü tarihle
yapılmış olan Sözleşmede öngörüldüğü üzere Çanakkale Boğazı'nda, Marmara
Denizi'nde ve Karadeniz Boğazı'nda, denizden ve havadan, barış zamanında olduğu
gibi savaş zamanında da, geçiş ve gidiş-geliş (ulaşım) serbestliği ilkesini
kabul ve ilan etmekte görüş birliğine varmışlardır. [Boğazlar rejimine ilişkin
olarak bugünkü tarihle yapılmış] bu Sözleşme, Yüksek Taraflar bakımından, sanki
bu antlaşmanın içindeymiş gibi, aynı güç ve değerde olacaktır.
(Yukarıda adı geçen Lozan Boğazlar Sözleşmesi’nde boğazlardan
geçiş üç ayrı döneme ayrılıyordu. Bunlar Barış dönemi, Türkiye’nin tarafsız
olduğu savaş dönemi ve Türkiye’nin taraf olduğu savaş dönemi. Sözleşmede
dönemlere göre kurallar ve bu kuralların geçerliliğini sağlayan milletlerarası
bir kuruluş yer alıyordu.Boğazların iki yakasının askersizleştirilmesi ve
milletlerarası bir denetim kurulunun varlığı gibi kararlar 1936’ da imzalanan
Montrö (Montreux) Sözleşmesi ile Türkiye lehine değiştirildi.)
MADDE 142
Yunan ve Türk halklarinin mübadelesine
iliskin olarak, Yunanistan ile Türkiye arasında 30 Ocak 1923 de yapilmis olan
özel Sözlesme, söz konusu iki Yüksek Taraf arasında, işbu Antlaşmanın
içindeymiş gibi, ayni güç ve degerde olacaktir.
(Bu madde 30 Ocak 1923’te imza edilmiş olan Lozan Ahali
Mübadelesi Sözleşmesi’nin diğer adıyla Türk Ve Rum Ahalinin Mübadelesine Dair
Mukavelename Ve Protokol’ un Lozan Barış Antlaşması’ nda aynen kabul edildiği
anlamına gelir. Bu Ahali Mübadelesi’ nde İstanbuldaki Rumlar ve Bükreş
Antlaşmasının öngördüğü sınırların batısında kalan Türkler dışındaki Rumlar ve
Türkler karşılıklı olarak değiştirileceklerdi.)
Bu ilk
görüşmeler İtilaf Devletleri’nin Sevr Antlaşmasını baz alacak şekilde bir
antlaşma hazırlama çabaları sonunda oluşan tartışmalarından dolayı kesildi (4
Şubat 1923). Bunun üzerine Büyük Millet Meclisi’nin yetkili heyeti Ankara’ya
döndü ve çıkabilecek olası bir savaşa karşı hazırlanıldı.
TOPLANTILARIN
İKİNCİ BÖLÜMÜ
Daha sonra İtilaf Devletleri’nin isteği üzerine
görüşmelere tekrar başlandı (23 Nisan 1923). Bu ikinci görüşmelerde Türk Heyeti
kapitulasyonların kaldırılmasında ısrar etti. Karşı tarafta bunu kabul etti.
MADDE 28
Bağıtlı Yüksek Taraflar, her biri kendi
yönünden, Türkiye'de kapitulasyonların her bakımdan kaldırıldığını kabul
ettiklerini bildirirler.
İkinci görüşmelerde kapitulasyonlardan başka azınlıkların
hakları hakkında görüşüldü ve daha sonra aşağıdaki madde ortaya çıktı.
MADDE 38
Türk Hükümeti, Türkiye'de oturan
herkesin, doğum, bir ulusal topluluktan olma [milliyet, nationality], dil, soy
yada din ayirimi yapmaksizin, hayatlarini ve özgürlüklerini korumayi tam ve
eksiksiz olarak sağlamayi yükümlenir. Türkiye'de oturan herkes, her inancin,
dinin ya da mezhebin, kamu düzeni ve ahlak kurallariyla çatışmayan gereklerini,
ister açıkta isterse özel olarak, serbestçe yerine getirme hakkına sahip
olacaktır.Müslüman-olmayan azınlıklar, bütün Türk uyruklarına uygulanan ve Türk
Hükümetince, ulusal savunma amacıyla ya da kamu düzeninin korunmasi için,
ülkenin tümü yada bir parçası üzerinde alınabilecek tedbirler saklı kalmak
şartıyla, dolaşım ve göç etme özgürlüklerinden tam olarak yararlanacaklardır.
Türk Heyet Yunanistan’dan yol açtığı
zarar karşılığı tazminat istedi. Yunanistan tazminat veremeyecek durumda
olduğunu ileri sürerek tazminat yerine Karaağaç’ı verdi.
Musul sorunu ve Osmanlı borçları
konusunda anlaşmaya varılamadığından bu maddeler daha sonra görüşülmek üzere
antlaşmanın dışında tutuldular.
LOZAN BARIŞ
ANTLAŞMASI’NIN KABULÜ VE ÖNEMİ
Lozan Barış Antlaşması bu haliyle 24
Temmuz 1923’te imza edildi.
Meclis 3
Ağustos 1923’ te 341, 342, 343, 344 sayılı 4 yasayla Lozan Barış Antlaşması ve
eklerini onayladı. Antlaşma 6 Haziran 1924’ te yürürlüğe girdi.
Lozan Barış Antlaşması Atatürk’ün de söylediği gibi
Osmanlı tarihi için çok önemli bir başarıdır. Osmanlı’nın savaş meydanında
kazandığını tartışma masasında kaybetme geleneğinin tam tersine, örnek bir
politik ve siyasal başarıdır. İsmet İnönü başta olmak üzere Türk Heyet’in
vazgeçmez tutumu sayesinde kazanılmış bir masabaşı zaferidir. Ayrıca Lozan
Barış Antlaşması 1. Dünya Savaşı’nı bitiren antlaşmalar arasında tek onurlu
belgedir. Bu onur Türk milletinin Kurtuluş Savaşı’nda kazandığı zaferin bir
eseridir. Bu antlaşmayla dünyanın en önemli jeopolitik noktalarından biri olan
Türkiye toprakları güvenceye ve barış ortamına alınmıştır. Böylece Kurtuluş
Savaşı’nda ter ve kan döken her Türk, dünya barışına da hizmet etmişlerdir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder